Ebeveyn Olmak Partnerinize Duyduğunuz Sevgiyi Azaltabilir

Admin
04 Jun 2026, 21:37 1 görüntülenme 4 dk okuma Bilim
Paylaş:
Ebeveyn Olmak Partnerinize Duyduğunuz Sevgiyi Azaltabilir

Ebeveyn olmak, hayatın en mucizevi deneyimlerinden biri olarak kabul edilse de, beraberinde getirdiği yoğun stres ve sorumluluklar romantik ilişkiler üzerinde beklenmedik etkiler yaratabiliyor.

Ebeveyn olmak, hayatın en mucizevi deneyimlerinden biri olarak kabul edilse de, beraberinde getirdiği yoğun stres ve sorumluluklar romantik ilişkiler üzerinde beklenmedik etkiler yaratabiliyor. Son yapılan araştırmalar, ilk kez çocuk sahibi olan çiftlerin, bebeğin doğumundan sonraki ilk bir yıl içerisinde partnerlerine karşı hissettikleri sevginin azaldığını ve ilişkiye olan bağlılıklarının zayıfladığını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bu durumun kalıcı olmadığını ve doğru yaklaşımlarla bu sürecin yönetilebileceğini vurguluyor.

Yeni doğan bir bebeğin bakımıyla geçen uykusuz geceler ve bitmek bilmeyen yorgunluk, romantizme ayrılan zamanı neredeyse sıfıra indiriyor. Daha önceki çalışmalar, çocuk sahibi olduktan sonraki ilk iki yıl içinde ilişki memnuniyetinin genel bir düşüş eğiliminde olduğunu göstermişti. Ancak bu araştırmaların çoğu, hamilelik öncesindeki ilişki durumunu göz ardı etmişti. Polonya'daki Wrocław Üniversitesi'nden araştırmacı Agnieszka Sorokowska, bu boşluğu doldurmak amacıyla, kendi hamilelik süreciyle eş zamanlı olarak kapsamlı bir araştırma projesi başlattı.

Sorokowska ve ekibi, en az iki yıldır birlikte olan ve henüz çocuğu bulunmayan yaklaşık 300 heteroseksüel çifti çalışmaya dahil etti. Katılımcılar, partnerlerinden bağımsız olarak her altı ayda bir, en az iki yıl boyunca düzenli anketlere katıldılar. Bu anketlerde çiftlerden, partnerlerini ne kadar sevdiklerini ve ilişkiyi sürdürme konusundaki bağlılık düzeylerini 0 ile 6 arasındaki bir ölçekte değerlendirmeleri istendi.

Araştırma süresince çocuk sahibi olan 71 çiftin verileri analiz edildiğinde şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıktı: Hamilelik sürecinin kendisi, partnerler arasındaki sevgi veya bağlılık üzerinde belirgin bir olumsuz etki yaratmıyordu. Ancak, doğum gerçekleştikten sonraki ilk bir yıl içinde durum değişiyordu. Ebeveyn olan katılımcılar, partnerlerini daha az sevdiklerini ve ilişkiye olan bağlılıklarının azaldığını rapor ettiler. Öte yandan, çocuk sahibi olmayan kontrol grubundaki çiftlerin duygusal durumlarında herhangi bir değişim gözlemlenmedi.

Geçtiğimiz ay Birleşik Krallık'ın Edinburgh kentinde düzenlenen "Love, Actually and in Theory" toplantısında sonuçlarını sunan Sorokowska, bu etkilerin ne kadar sürdüğünü belirlemek için çiftleri çocukları yetişkinliğe erişene kadar takip etmeyi planlıyor. Buna rağmen, mevcut literatür bu durumun geçici olduğuna işaret ediyor. Zürih'te bağımsız psikolog olarak görev yapan Valentina Rauch-Anderegg, ilişki memnuniyetindeki sert düşüşün ilk yıl yaşandığını, ikinci yılda bu düşüşün yavaşladığını ve birkaç yıl sonra ilişkilerin yavaş yavaş eski dengesine kavuştuğunu belirtiyor.

Araştırmacılar, sevgi düzeyindeki bu başlangıçtaki azalmanın ebeveynlerin genel refahını nasıl etkilediğini henüz ölçmemiş olsa da, Rauch-Anderegg bu durumun her zaman ciddi bir klinik depresyona veya terapi gerektiren ağır bir ilişki krizine yol açmadığını savunuyor. Uzman, çiftlerin ilişkilerinde bir şeylerin değiştiğini kesinlikle fark ettiklerini ancak bunun mutlaka bir "ilişki felaketi" anlamına gelmediğini ifade ediyor.

Bu duygusal gerilemenin arkasında yatan temel nedenler arasında; hamilelik dönemindeki fiziksel ve hormonal değişimler ile yeni ebeveynlerin çocuk bakımı sorumlulukları altında ezilmesi yer alıyor. Rauch-Anderegg, partnerle sadece koltuğa uzanıp film izlemenin veya kısa bir yürüyüşe çıkmanın bile ebeveynlik sürecinde imkansız hale geldiğini, bu durumun partnerler arasındaki duygusal bağı zayıflattığını belirtiyor.

İlişkinin büyüsünü korumak ve bu zorlu süreci sağlıklı atlatmak isteyen çiftler için uzmanlar bazı tavsiyelerde bulunuyor. En önemli adımın, yakınlardan destek istemek ve endişeleri partnerle açıkça paylaşmak olduğu vurgulanıyor. Rauch-Anderegg, çiftlerin çocuk sahibi olduktan sonra bile korumak istedikleri ilişkinin "çekirdek değerlerini" belirlemelerini öneriyor. Bu, yılda bir kez yapılan bir doğa yürüyüşü veya haftada sadece 20 dakikalık kesintisiz bir partner zamanı kadar basit ama etkili bir iletişim stratejisi olabilir.

#ebeveynlik #ilişki yönetimi #aile psikolojisi #evlilik #psikoloji
Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın.

İlgili Haberler

Kart Olarak Paylaş

Kart hazırlanıyor...

Kart görseli oluşturulamadı.
Sayfayı yenileyip tekrar deneyin.

Sosyal medyada paylaş:

ESC veya arka plan ile kapat
Son Dakika

Pikselans Haber Tüm Haberler