Dünyanın En Çok Kullanılan Ot İlacının Bal Arılar

Dünyanın en yaygın kullanılan herbisitlerinden biri olan glifosatın, bal arıları üzerinde daha önce fark edilmeyen ancak kritik öneme sahip etkileri olduğu ortaya çıktı.
Dünyanın en yaygın kullanılan herbisitlerinden biri olan glifosatın, bal arıları üzerinde daha önce fark edilmeyen ancak kritik öneme sahip etkileri olduğu ortaya çıktı. Virginia Tech tarafından yürütülen yeni bir araştırma, bu yabancı ot öldürücünün arıların beslenme davranışlarını bozduğunu ve beyin kimyalarını değiştirdiğini kanıtladı. Bu durum, sadece bireysel arılar için değil, kolonilerin genel sağlığı ve küresel tozlaşma etkinliği için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Çiçekli bitkilerin yetiştirildiği bahçeler, çiftlikler ve ev peyzajları, polen taşıyıcıları için hayati öneme sahip alanlar olsa da, bu bölgelerde yabancı otlarla mücadele için yoğun şekilde herbisitler kullanılıyor. Doğal olarak bu alanlara yönelen bal arıları, besin arayışındayken bu kimyasallara maruz kalıyor. Virginia Tech'teki Tarım ve Yaşam Bilimleri Koleji Entomoloji Bölümü'nden Doçent Margaret Couvillon ve doktora öğrencisi Laura McHenry liderliğinde yürütülen çalışma, glifosatın kovan stabilitesini zamanla nasıl tehlikeye attığını detaylandırıyor.
Ulusal Gıda ve Tarım Enstitüsü ile Virginia Tech Entomoloji Bölümü'nün lisansüstü burs desteğiyle gerçekleştirilen ve Journal of Experimental Biology'de yayımlanan araştırma, glifosatın neden uzun süre "güvenli" kabul edildiğini de açıklıyor. Glifosat, bitkilerin fotosentez için ihtiyaç duyduğu bir enzimi bloke ederek çalışıyor. Bal arıları bu spesifik enzime sahip olmadıkları için, kimyasalın arılar üzerinde doğrudan öldürücü bir etkisi olmadığı düşünülmüş ve bu nedenle zararsız olduğu varsayılmıştı.
Ancak araştırmacılar, glifosatın arıları anında öldürmese bile, "subletal" yani öldürücü olmayan ancak yaşam kalitesini ve işlevselliği düşüren etkiler yaratabileceğinden şüphelendi. Bilim insanları bu durumu, insanların alerji için kullandığı bazı antihistaminik ilaçların neden olduğu hafif sersemlik veya uyku haline benzettiler. Bu hipotezi test etmek için iki farklı yapay besleme istasyonu kuruldu; birinde glifosat içeren şekerli solüsyon, diğerinde ise glifosatsız temiz bir solüsyon kullanıldı.
Eğitilen bal arılarının davranışları birkaç gün boyunca titizlikle takip edildi. Sonuçlar çarpıcıydı: Glifosata maruz kalan arıların besin arama faaliyetlerinde sadece üç gün içinde yüzde 13'lük bir düşüş gözlemlendi. Doçent Couvillon, bir koloni için yüzde 13'lük bir azalmanın çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Tüm koloninin bu kimyasala maruz kalması durumunda, tozlaşma etkinliğinin azalacağı, bal üretiminin düşeceği ve nihayetinde koloninin hayatta kalma şansının ve uzun vadeli stabilitesinin riske gireceği belirtildi.
Çalışmanın en dikkat çekici kısmı ise arıların beyin kimyası üzerinde yapılan analizler oldu. Araştırma ekibi, arıların beyinlerindeki amino asitler ve nörotransmitterler üzerinde incelemeler yaptı. Elde edilen veriler, glifosat maruziyeti ile beyin kimyasındaki değişimler ve azalan besleme performansı arasında doğrudan ve net bir bağlantı olduğunu ortaya koydu. Kimyasalın, arıların bilişsel fonksiyonlarını etkileyerek çevresel farkındalıklarını ve çalışma kapasitelerini zayıflattığı anlaşıldı.
Bu bulgular, yaygın kullanılan yabancı ot öldürücülerin faydalı böcekler üzerindeki etkilerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın yürütücülerinden ve şu an Penn State'te doktora sonrası araştırmacı olan Laura McHenry, polen taşıyıcıların korunması için daha güçlü stratejilere ihtiyaç olduğunu belirtti. McHenry'e göre, bu tür kimyasalların ne zaman ve nerede kullanılacağına dair daha stratejik düzenlemeler yapılması, maksimum fayda sağlarken minimum zararı önlemek adına kritik öneme sahip.
Sonuç olarak, glifosat tabanlı herbisitlerin arı biyolojisiyle nasıl etkileşime girdiğini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Bal arılarının dünyanın en önemli polen taşıyıcıları olduğu ve glifosatın ise küresel ölçekte en yoğun kullanılan herbisit olduğu göz önüne alındığında, bu kimyasalın arı popülasyonları üzerindeki genel etkisi, şimdiye kadar tahmin edilenden çok daha yıkıcı olabilir.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
İlgili Haberler
Taşların Arasında Saklıydı: 210 Milyon Yıllık Yeni Timsah Türü Keşfedildi!
2 hours ago
Dünyanın İlk Nükleer Atık Mezarlığı Açılışa Hazırlanıyor
4 hours ago
Antrenman Performansını Artıran ve İyileşmeyi Hızlandıran O Besin: İşte Bilimsel Gerçekler
5 hours ago