Antik DNA Avrupa'nın Köken Hikayesini Altüst Etti

Kuzeybatı Avrupa'dan elde edilen antik genomlar; tarım, avcılık, göç ve evliliklerin tarih öncesi dönemi, önceki modellerin öngördüğünden çok daha karmaşık bir şekilde şekillendirdiğini ortaya koydu.
Kuzeybatı Avrupa'dan elde edilen antik genomlar; tarım, avcılık, göç ve evliliklerin tarih öncesi dönemi, önceki modellerin öngördüğünden çok daha karmaşık bir şekilde şekillendirdiğini ortaya koydu. Yaklaşık on yıl önce antik DNA araştırmaları ivme kazandığında, modern insanların Avrupa'ya yerleşim süreci başlangıçta oldukça basit bir modelle açıklanmıştı: Doğu'dan gelen üç büyük göç dalgası.
Bu modele göre ilk yerleşimciler, 40.000 yıldan fazla bir süre önce Avrupa'ya ulaşan avcı-toplayıcılardı. Ardından, yaklaşık 9.000 yıl önce Neolitik çağda Anadolu'dan gelen çiftçi topluluklar kıtaya yayıldı. Son büyük hareketlilik ise yaklaşık 5.000 yıl önce, Rus steplerinden gelen ve Avrupa Bronz Çağı'nın öncüsü olan "İpli Seramik" (Corded Ware) kültürüyle gerçekleşti. Günümüzde Avrupa'da yaşayan insanların çoğunluğu, bu üç farklı grubun genetik mirasını taşımaktadır.
Ancak yeni yayımlanan kapsamlı bir çalışma, bu genel tablonun aşırı basitleştirilmiş olduğunu kanıtlıyor. ABD ve Avrupa'daki meslektaşlarıyla birlikte yürütülen araştırma, özellikle Kuzeybatı Avrupa'daki antik popülasyonlar arasındaki etkileşimlerin çok daha karmaşık olduğunu vurguluyor. Belçika ve Hollanda'daki kazılardan elde edilen genetik materyallerin analiz edildiği çalışma, aynı zamanda Geç Neolitik dönemde Britanya'ya gerçekleşen ve oradaki çiftçi nüfusun yaklaşık %90'ının yer değiştirmesine neden olan göçün kaynağını da aydınlatıyor.
Antik DNA araştırmaları, sürecin nüanslarını daha net ortaya koyuyor. Örneğin, erken Neolitik çiftçiler Avrupa'ya ilk geldiklerinde yerel avcı-toplayıcılarla çok az etkileşime girmişler ve genomları Anadolu'daki atalarına benzer kalmıştı. Fakat 1.000 ila 2.000 yıl sonra, bu topluluklar yerel genetik mirası önemli ölçüde absorbe etmeye başladı. Bazı bölgelerde avcı-toplayıcı genetik oranı %10'dan %30-40 seviyelerine yükseldi. Bu durum, çiftçiler yayılırken avcı-toplayıcıların yok olmadığını, aksine topluma entegre olduklarını gösteriyor.
Huddersfield Üniversitesi, Bournemouth Üniversitesi ve Liège Üniversitesi'nin iş birliğiyle yürütülen yeni araştırma, Meuse Nehri boyunca bulunan Neolitik kalıntıların genomlarını analiz ederek tarih öncesi Avrupa'nın sosyal ve genetik yapısına dair ezber bozan detaylar sunmaya devam ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.