ABD'nin Okyanus Programındaki Kesintiler El Niño ve AMOC İzleme Çalışmalarını Tehdit Ediyor

Admin
05 Jun 2026, 21:44 5 görüntülenme 5 dk okuma Bilim
Paylaş:
ABD'nin Okyanus Programındaki Kesintiler El Niño ve AMOC İzleme Çalışmalarını Tehdit Ediyor

Bilim dünyası, Trump yönetiminin kritik bir okyanus izleme ağını tasfiye etme girişimi karşısında derin bir endişe yaşıyor.

Bilim dünyası, Trump yönetiminin kritik bir okyanus izleme ağını tasfiye etme girişimi karşısında derin bir endişe yaşıyor. ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF), geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, bütçe kesintileri nedeniyle Okyanus Gözlemevleri Girişimi (OOI) kapsamında konuşlandırılan sensör dizilerinin büyük ölçüde denizden çıkarılacağını duyurdu. ABD'nin doğu ve batı kıyıları ile Grönland açıklarında yer alan beş ana demirleme sisteminden oluşan bu ağ, "Dünya'nın kritik organlarını" izlemek amacıyla kurulmuştu ve iklim değişikliğinin etkilerini anlamada hayati bir rol oynuyordu.

Sistemin önemi, geçmişteki somut örneklerle kanıtlanmış durumda. 2013-2014 kışında, jet akıntılarının kuzeye kaymasıyla Kuzey Pasifik'te "the blob" (leke) adı verilen ve normalden 4 derece daha sıcak olan devasa bir sıcak su kütlesi oluşmuştu. Alaska, Washington ve Oregon açıklarındaki OOI cihazları, bu durumu anında tespit ederek bilim insanlarını ve balıkçılık sektörünü uyarmıştı. 2015-2016 yıllarında etkili olan El Niño evresiyle birlikte, bu sıcak su kütlesinin 250 metrenin altındaki derin denizlere yayıldığı da yine bu sensörler sayesinde ortaya çıkarılmıştı.

Bu veri kaybının ekonomik etkileri oldukça ağır olabilir. Geçmişte OOI verileri, toksik alg patlamalarını önceden haber vererek önlem alınmasını sağlamıştı; aksi takdirde Kaliforniya'nın 60 milyon dolarlık Dungeness yengeç balıkçılığı sezonu tamamen kapanma riskiyle karşı karşıyaydı. Minnesota'daki St. Thomas Üniversitesi'nden John Abraham, sistemin yıllık işletme maliyetinin 56 milyon dolar olduğunu ancak bu verilere dayanan ticari balıkçılık sektörünün her yıl milyarlarca dolar gelir elde ettiğini vurguluyor. Ayrıca, 2024 yılında hava ve iklim felaketlerinin neden olduğu toplam hasarın 183 milyar dolar olduğu hatırlatılıyor.

Sistemlerin kaldırılması, hava tahmini doğruluğunu ciddi şekilde düşürecek ve ABD'nin batısında yaşanan rekor kuraklığı etkileyen yağış modellerinin izlenmesini zorlaştıracak. Oregon Eyalet Üniversitesi'nden Jack Barth'a göre, balıkçı filoları yaklaşmakta olan ve bazı modellere göre tarihin en güçlüsü olabilecek El Niño'nun hangi bölgeleri daha az etkileyeceğini bilemeyecek. İstiridye ve midye çiftlikleri, El Niño ile gelecek olan ısınma ve besin azalmasına karşı hazırlık yapma şansını kaybedecek, deniz ekosistemlerindeki tahribat ise görünmez hale gelecek.

Bilim insanları, uyduların deniz yüzeyinin altını göremediğini, bu nedenle su altı şamandıraları ve demirleme sistemlerinin tek gerçek veri kaynağı olduğunu belirtiyor. OOI sistemleri sadece sıcaklık ve tuzluluk değil, aynı zamanda pH seviyeleri, oksijen ve CO2 gibi biyolojik ve kimyasal parametreleri de ölçüyor. Bu durum, deniz tabanındaki düşük oksijenli "ölü bölgelerin" tespit edilmesi için kritik önem taşıyor. Boston College'dan Hilary Palevsky, bu kaybın tam da en kötü zamanda gerçekleştiğini ifade ediyor.

Küresel ölçekte ise en büyük risk, Avrupa'nın ılıman iklimini koruyan Atlantik Meridyenel Devir Daim Sistemi'nin (AMOC) izlenememesi. Grönland'ın doğusundaki Irminger Denizi'nde bulunan OOI dizisi, Kanada'dan İskoçya'ya uzanan OSNAP ağının bir parçasıdır. Tropiklerden kuzeye akan sıcak ve tuzlu suların izlendiği bu sistemin çökmesi, Avrupa'da "buz çağı" benzeri kışların yaşanmasına ve Afrika ile Asya'daki tarım için kritik olan muson yağmurlarının bozulmasına yol açabilir. Hollanda Deniz Araştırmaları Enstitüsü'nden Femke de Jong, Irminger Denizi'nin bu değişkenliği anlamak için anahtar rol oynadığını belirtiyor.

Uzmanlar, OOI'nin tasfiyesinin daha geniş kapsamlı bir bilimsel geri çekilmenin başlangıcı olduğundan korkuyor. Bu durumun, Kanada'dan İskoçya'ya uzanan OSNAP'ı ve dünya genelinde 4000 şamandıradan oluşan, yarısı ABD tarafından sağlanan Argo ağını da tehlikeye atabileceği öngörülüyor. NSF, bu kararı "evrilen bilimsel önceliklere destek vermek" olarak açıklasa da, Union of Concerned Scientists'tan Gretchen Goldman bu durumu bilim dünyasına yönelik doğrudan bir "saldırı" olarak nitelendiriyor.

Trump yönetiminin bilimsel araştırmalara yönelik kısıtlamaları sadece bütçeyle sınırlı değil. 2027 yılı için NSF bütçesinde %55'lik bir kesinti önerilirken, binlerce araştırma hibesi iptal edildi veya askıya alındı. Ayrıca, araştırma hibelerinin onay sürecindeki "akran denetimi" (peer review) sisteminin kaldırılarak, kararların bağımsız uzmanlar yerine siyasi atamalarla belirlenmesi öneriliyor. Bu yeni kurallar aynı zamanda uluslararası iş birliklerini, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik araştırmalarını da yasaklamayı hedefliyor.

Son olarak, Küresel Okyanus Gözlem Sistemi'nin sadece beşte birinin devre dışı kalmasının bile, yıllık okyanus ısınma oranındaki hata payını %33 oranında artıracağı bilimsel olarak kanıtlandı. John Abraham, bu durumu bir işsizlik oranı tahmininin %3'ten, %2 ile %4 arasındaki geniş bir belirsizlik aralığına düşmesine benzetiyor. Bilim insanları, okyanustaki "göz ve kulakların" kasıtlı olarak kapatıldığını ve ölçüm yapılamayan bir sorunun nasıl çözülebileceğinin sorgulandığı bir döneme girildiğini belirtiyor.

#iklim değişikliği #okyanus araştırmaları #ABD #El Niño #AMOC
Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın.

İlgili Haberler

Kart Olarak Paylaş

Kart hazırlanıyor...

Kart görseli oluşturulamadı.
Sayfayı yenileyip tekrar deneyin.

Sosyal medyada paylaş:

ESC veya arka plan ile kapat
Son Dakika

Pikselans Haber Tüm Haberler