Yamyam 'Süperdev': Yeni Keşfedilen Mikrop Kendi Türünü Yiyor

Bilim dünyası, tek hücreli organizmaların yeteneklerine dair ezber bozan yeni bir keşifle karşı karşıya. Araştırmacılar, adeta bir "Dr. Jekyll ve Mr.
Bilim dünyası, tek hücreli organizmaların yeteneklerine dair ezber bozan yeni bir keşifle karşı karşıya. Araştırmacılar, adeta bir "Dr. Jekyll ve Mr. Hyde" ikiliğine sahip olan, normal şartlarda sakin bir yaşam süren ancak belirli koşullar altında yamyam bir "süper deve" dönüşen yeni bir mikrop türü keşfetti. "Euplotes gigatrox" adı verilen bu siliyat (titrek tüylü) türü, deniz suyunda bakterilerle beslenen sıradan bir mikroorganizma gibi görünse de, koloni içindeki bazı hücrelerin aniden devasa boyutlara ulaşarak kendi türdeşlerini avlamaya başladığı gözlemlendi.
ABD'deki Rensselaer Polytechnic Institute'dan biyolog Ben Larson ve ekibi, bu sıra dışı canlıyı Karayip adası Curaçao'daki bir filtrasyon sisteminden alınan deniz suyu örneklerinde tespit etti. Yapay deniz suyu ortamında, bol miktarda besin ve bakteri ile kültüre alınan organizmalar, başlangıçta normal bir gelişim sergiledi. Ancak birkaç ay sonra, araştırmacılar koloni içerisindeki bazı hücrelerin kendiliğinden ve kontrolsüz bir şekilde büyüyerek devasa boyutlara ulaştığını fark etti.
Boyut farkı gerçekten çarpıcıydı; ortalama 54 mikrometre uzunluğundaki normal hücreler, "süper dev" formuna dönüştüklerinde yaklaşık 140 mikrometreye kadar ulaştı. Bu fiziksel değişim sadece görsel bir farklılık yaratmakla kalmadı, aynı zamanda hücrenin beslenme alışkanlıklarını da tamamen değiştirdi. Süper dev hücreler, sahip oldukları bu ekstra kütleyi kullanarak kendi klonlarını avlamaya başladı ve yaklaşık her 10 dakikada bir normal boyutlardaki bir hücreyi yutarak beslendi.
Avlanma yöntemi, türün normal beslenme biçiminden tamamen farklıydı. Normal Euplotes türleri, membraneller aracılığıyla bir akıntı oluşturarak bakterileri ve küçük protistleri içeri çeken bir filtreleme sistemi kullanırken; süper devler, avlarını fiziksel olarak "ezerek" ağız boşluklarına hapsediyor ve ardından onları tamamen yutuyordu. Bu durum, tek hücreli bir organizmanın normalde çok hücreli hayvanların gelişim süreçlerinde görülen karmaşık davranışlar sergilediğini kanıtlıyor.
Ancak bu korkutucu dönüşümün bir bedeli vardı. Normal E. gigatrox hücreleri, yüzeylerde "yürüyebilen" veya sıvı içerisinde zarif, helis şeklinde hareketlerle yüzebilen çevik canlılardı. Öte yandan, süper devler aşırı kütleleri nedeniyle yüzme yeteneklerini tamamen kaybettiler. Bu dev hücreler sadece yüzeyler üzerinde dairesel desenler çizerek avlanabiliyordu; sıvıya karıştıklarında ise tekrar bir yüzeye tutunana kadar kontrolsüzce yuvarlanmak zorunda kalıyorlardı. Larson, bu durumu "avcılık yeteneği ile hareket kabiliyeti arasında yapılan bir takas" olarak tanımlıyor.
Araştırmanın en şaşırtıcı bulgularından biri, bu süper dev formunun kalıcı olmamasıydı. Gözlemler, tüm süper dev hücrelerin 24 saat içinde tekrar normal boyutlarına döndüğünü ortaya koydu. Ayrıca, eski süper devlerin normal boyuta döndükten sonra bir süre "bekleme süresine" girdiği ve hemen tekrar devleşemedikleri tespit edildi. Gen ekspresyonu analizleri, süper devleşme sırasında aktifleşen bir gen setinin dönüşümden sonra da kısmen kaldığını, ancak geri dönüş aşamasında aktive olan ikinci bir gen setinin bu bekleme süresinden sorumlu olduğunu gösterdi.
Bu yamyamca dönüşümü tetikleyen mekanizmalar da gün yüzüne çıkarıldı. Süper devlerin, popülasyonun eksponansiyel büyüme evresini tamamlayıp stabilize olduğu dönemlerde ortaya çıktığı görüldü. Daha da dikkat çekici olanı, ortamda bol miktarda bakteri olduğu sürece bu dönüşümün gerçekleşmemesiydi. Sadece diğer besin kaynakları kıtlaştığında, hücrelerin küçük bir kısmı "Mr. Hyde" evresine girerek kendi türdeşlerini yemeye başlıyordu.
Kültürler daha yakından incelendiğinde, sadece süper devler değil, "kanatlı" morflar olarak adlandırılan farklı formların da mevcut olduğu görüldü. Araştırmacılar, bu kanatlı yapıların savunma amaçlı bir işlev görüyor olabileceğini öngörüyor. Yapılan tüm deneylerde, süper devlerin toplam popülasyonun hiçbir zaman yüzde 5'inden fazlasını oluşturmadığı rapor edildi. Bu durum, süper devleşmenin, popülasyon kapasite sınırına ulaştığında hayatta kalma şansını artıran bir "riskten kaçınma" (bet-hedging) stratejisi olduğunu düşündürüyor.
Tek hücreli organizmaların form ve fonksiyon kontrolü üzerine yeni perspektifler sunan bu çalışma, doğanın mikroskobik dünyasında neler yaşandığına dair ürpertici bir tablo çiziyor. Bilim insanları, bu sistemin hücrelerin şekil değiştirme yeteneklerini anlamak için yeni bir model sunduğunu belirtiyor. Söz konusu araştırma, prestijli bilim dergisi "Proceedings of the National Academy of Sciences" (PNAS) bünyesinde yayımlandı.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
İlgili Haberler
Grip İlaçları HIV Kaynaklı Bilişsel Gerilemeyi Durdurabilir
3 hours ago
Donmuş Fare Kromozomu Farelerde Yeniden Canlandırıldı
3 hours ago
Kanser Tedavisinde Yeni Dönem: Bilim İnsanları "Serseri Geni" Keşfetti
5 hours ago