Trias Dönemi Kitlesel Yok Oluşundan Milyonlarca Yıl Önce Okyanuslarda Oksijen Azalmaya Başladı

Dünyanın jeolojik geçmişine ışık tutan yeni bir araştırma, yaklaşık 201 milyon yıl önce Triyas döneminin sonunda gerçekleşen ve milyonlarca türün yok olduğu büyük felaketten çok önce, denizel ortamların ciddi şekilde bozulmaya başladığını ortaya koydu.
Dünyanın jeolojik geçmişine ışık tutan yeni bir araştırma, yaklaşık 201 milyon yıl önce Triyas döneminin sonunda gerçekleşen ve milyonlarca türün yok olduğu büyük felaketten çok önce, denizel ortamların ciddi şekilde bozulmaya başladığını ortaya koydu. Antik kayalarda korunan kimyasal izler, ekosistemlerin beklenenden çok daha erken bir tarihte stres altına girdiğini kanıtlıyor.
Virginia Tech bünyesinde görev yapan jeolog Kayla McCabe ve çalışma arkadaşları, Triyas döneminin sonlarının, gezegen tarihinin en şiddetli kitlesel yok oluşlarından birine sahne olduğunu belirtti. Triyas-Jura sınırında meydana gelen bu olay, denizel omurgasızların cins düzeyinde yaklaşık yüzde 60'ının yok olmasıyla sonuçlanırken, aynı zamanda birçok paleo-çevresel bozulmayla eş zamanlı olarak gerçekleşti.
Bilim dünyasında genel kabul gören hipotezlere göre, bu kitlesel yok oluşun temel tetikleyicisi Merkezi Atlantik Magmatik Bölgesi'nde meydana gelen geniş ölçekli volkanik faaliyetlerdi. Bu devasa volkanik patlamaların; küresel iklim ısınması, okyanusların asitlenmesi ve sudaki oksijen seviyelerinin kritik düzeylere düşmesi (deoksijenasyon) gibi zincirleme çevresel felaketleri beraberinde getirdiği düşünülüyor.
McCabe ve ekibi, bu teorileri derinlemesine incelemek için kaya kayıtlarına başvurdu. Araştırmacılar 2017, 2019 ve 2022 yıllarında, Alaska'nın Wrangell-St. Elias Ulusal Parkı'nda bulunan ve yalnızca küçük uçaklarla ulaşılabilen oldukça izole bir bölge olan Grotto Creek'e seferler düzenledi. Burada, yok oluş öncesi, sırası ve sonrasında birikmiş tortul kaya katmanlarını titizlikle karşılaştırdılar.
Söz konusu kaya katmanları, antik Panthalassa Okyanusu'ndaki çevresel koşulların tarihsel bir kaydını tutuyordu. Zaman içinde geriye doğru yapılan analizler, sığ okyanus sularındaki oksijen seviyelerinin, kitlesel yok oluş olayından yaklaşık 8 milyon yıl önce azalmaya başladığını ortaya çıkardı. Bu erken dönem oksijen kaybının, asıl felaket gerçekleşmeden çok önce deniz ekosistemlerini ciddi şekilde strese soktuğu anlaşıldı.
Jeokimyasal analizler, oksijen kaybının kitlesel yok oluş süreciyle birlikte daha da şiddetlendiğini ve türlerin yok olmasındaki temel itici güçlerden biri haline geldiğini gösteriyor. Bu durum, ekosistemlerin zaten kırılgan hale geldiği bir dönemde, volkanik faaliyetlerin son darbeyi vurduğunu kanıtlıyor.
Virginia Tech jeokimyacısı Ben Gill, bu zaman aralığıyla örtüşen başka bir volkanik bölgenin varlığına dair kanıtlar olduğunu belirtti. Gill, bu sürecin detaylarını anlamaya henüz yeni başladıklarını ancak olayların nasıl geliştiğine dair net bir tabloya sahip olduklarını vurguladı.
Araştırmanın günümüz için taşıdığı uyarıcı niteliğe dikkat çeken bilim insanları, okyanusların günümüzde de yeniden asitlenme ve oksijen kaybı süreçlerinden geçtiğini belirtti. Özellikle Chesapeake Körfezi gibi bölgelerde gözlemlenen bu değişimlerin, geçmişteki felaketlerle benzerlik taşıdığı ifade edildi.
Dünya'nın geçmişte bu "deneyi" zaten gerçekleştirdiğini belirten araştırmacılar, iklimin ısınmasının ardından gelen yan etkilerin ne kadar yıkıcı olabileceğine dair somut kanıtlara sahip olduklarını dile getirdi. Bu bulguların, günümüzdeki iklim kriziyle karşı karşıya olduğumuz gelecekte bizi nelerin beklediğine dair önemli bir rehber sunduğu kaydedildi.
Kapsamlı bir çalışma olan ve "Ekvatoral Panthalassa Okyanusu'ndaki deoksijenasyon, Triyas sonu kitlesel yok oluşundan önce gerçekleşti" başlığıyla yayımlanan bu araştırma, Nature Communications Earth & Environment dergisinde bilim dünyasının beğenisine sunuldu.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.