Karayip Korsanları'nın Gerçek İzleri Bahamalar'da Bulundu

Bahamalar'ın kristal sularında gerçekleştirilen heyecan verici bir su altı arkeoloji çalışması, tarihin en gizemli dönemlerinden biri olan "Korsanlığın Altın Çağı"na ışık tutan olağanüstü keşiflerle sonuçlandı.
Bahamalar'ın kristal sularında gerçekleştirilen heyecan verici bir su altı arkeoloji çalışması, tarihin en gizemli dönemlerinden biri olan "Korsanlığın Altın Çağı"na ışık tutan olağanüstü keşiflerle sonuçlandı. Nassau kıyıları açıklarında yürütülen araştırmalar sonucunda, gerçek Karayip korsanlarıyla bağlantılı olduğu düşünülen üç önemli gemi enkazı ile birlikte toplam altı farklı batık tespit edildi. New Providence adasının başkenti Nassau ve çevresinde yürütülen bu operasyon, bölgenin karanlık denizcilik tarihini gün yüzüne çıkaran ilk kapsamlı kazı çalışması olma özelliğini taşıyor.
Keşfedilen enkazlardan biri, doğrudan Nassau limanının içerisinde yer alıyor. Arkeologların Bahama antikalar kurumuna sunduğu raporlara göre, bu batığın büyük bir kısmı gemiyi stabilize etmek için kullanılan balast taşlarından oluşuyor. Ancak asıl dikkat çekici detay, bu taşların yanmış ahşap bir gövdenin kalıntıları üzerinde bulunması. Uzmanlar, bu yanık izlerinin tesadüf olmadığını, korsanların suçlarını gizlemek için kullandıkları sistematik bir yöntem olduğunu belirtiyor.
Bahama Deniz Müzesi Direktörü Michael Pateman, korsanların sadece yağma yapmadıklarını, aynı zamanda arkalarında iz bırakmamak için profesyonelce hareket ettiklerini vurguladı. Pateman'a göre, bir gemiyi ele geçirip kargosunu, toplarını ve tüm değerli donanımlarını çalan korsanlar, suçun kanıtlarını yok etmek amacıyla gemiyi su hattına kadar yakarak batırıyorlardı. Nassau'daki gövde kalıntılarının, bu "korsan kurnazlığının" tüm belirgin işaretlerini taşıdığı ifade ediliyor. Ayrıca enkazda bulunan ahşap çiviler (treenails), geminin 1700'lü yıllarda inşa edildiğini kanıtlıyor.
Korsanlığın Altın Çağı olarak adlandırılan 1680 ile 1720 yılları arasındaki kısa ama ikonik dönem, Atlantik, Hint ve Pasifik okyanuslarında korsan faaliyetlerinin zirveye ulaştığı bir zamandı. Nassau limanı bu dönemde; Karasakal (Blackbeard), Calico Jack Rackham, Henry Avery, Benjamin Hornigold ve Anne Bonny gibi tarihin en namlı deniz haydutlarının ana karargahı haline gelmişti. 1718 yılında dönemin New Providence Valisi Woodes Rogers, Nassau kıyılarında korsanlar tarafından yakılıp batırılmış yaklaşık 40 gemi enkazı gördüğünü rapor etmişti; ancak bu gemilerin hiçbiri bugüne kadar arkeolojik olarak incelenmemişti.
Eylül ve Ekim 2025 tarihlerinde Bahama Antikalar, Anıtlar ve Müze Kurumu'ndan alınan özel izinle gerçekleştirilen dalışlar, bu tarihi boşluğu doldurdu. Keşif ekibinin karşılaştığı zorluklar ise oldukça fazlaydı. Projenin belgesel yönetmeni Chris Atkins, Nassau limanının devasa boyutlarına, günde iki kez yön değiştiren tehlikeli akıntılara ve bölgedeki yırtıcı köpekbalığı popülasyonuna dikkat çekerek, görevin yüksek riskli olduğunu ve hiçbir şey bulamama ihtimallerinin oldukça güçlü olduğunu belirtti.
Nassau limanının yaklaşık 35 kilometre doğusunda bulunan bir diğer önemli enkaz ise, 18. yüzyılın başlarına ait, tek direkli ve silahlı bir yelkenli olan "sloop" tipi bir gemiye ait olduğu tahmin ediliyor. Bu batıkta yapılan incelemelerde; büyük bir güverte topu, bir demir döner top (swivel gun) ve balast yığınları bulundu. Daha da çarpıcı olanı, korsanların kılıçlarını bilemek için kullandıkları bir bileme taşı, kurşun misket topları ve üç adet gülleye rastlanmasıdır.
Deniz arkeoloğu Sean Kingsley, döner topun tarzı ve savaş malzemelerinin varlığının, geminin ya bir korsan gemisi ya da korsan saldırılarına karşı savunma donanımıyla donatılmış bir ticaret gemisi olduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak Kingsley, gemide herhangi bir ticari kargo kalıntısına rastlanmamış olmasının, "korsan gemisi" senaryosunu çok daha güçlü kıldığını ekledi.
Üçüncü önemli keşif ise, yerel bir ihbar sayesinde Nassau'nun eski köprüsü altında, tehlikeli bir boğa köpekbalığının bölgesinde tespit edildi. Burada iki adet kötü korunmuş gövde bulundu; hatta gövdelerden birinin modern bir boru hattı tarafından delindiği görüldü. Buna rağmen ekip; donanım parçaları, cam şişeler, gövde tahtaları ve mutfak fırınına ait tuğlalar gibi değerli kalıntılar topladı. Uzmanlar, bu geminin büyük olasılıkla bir fırtına sırasında su altı kum tepelerine çarparak battığını düşünüyor.
Araştırmalar sadece korsan dönemiyle sınırlı kalmadı. Ekip ayrıca, üzerinde İngiliz kraliyet arması bulunan ve muhtemelen 1740'lı veya 1750'li yıllarda Londra'da üretilmiş düzinelerce kil tütün piposu ve nakliye konteyneri kalıntıları buldu. Bu bulgular, geminin İngiliz menşeli olduğunu ve Nassau'nun korsan tehdidinden kurtulup normal bir liman hayatına geçiş yaptığı dönemde bölgeye geldiğini gösteriyor.
Sadece su altına odaklanmayan New Providence Korsanları Ekspedisyonu ve Wreckwatch TV ekibi; eski haritaları, 300 yıllık belgeleri, korsan mağaralarını ve Karasakal'ın yaşadığı rivayet edilen gözetleme kulesini de inceledi. Sean Kingsley, Altın Çağ'daki Nassau'nun Hollywood filmlerindeki fantezi dünyasına hiç benzemediğini, daha çok bir "kovboy sınır kasabası ile 18. yüzyıl tatil kampının karışımı" gibi bir yer olduğunu belirtti. Bu tarihi keşifler, Wreckwatch TV tarafından bir belgesel serisine dönüştürülürken, ön raporlar Wreckwatch dergisinde yayımlanacak.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
İlgili Haberler
Atlantik'teki Gizemli 'Soğuk Küre': AMOC Zayıflıyor mu?
1 hour ago
Bilim İnsanları "Sonsuz Kimyasal"ın Doğumsal Kusurlara Yol Açma Mekanizmasını Çözdü
2 hours ago
Arkeologlar İnsan Adaptasyonunu Çözmek İçin ISS ve Everest'i İnceliyor
3 hours ago