Yüzyıllık Yaşayanların Çocuklarından Uzun Yaşam Sırrı: Şaşırtan Alışkanlık!

100 yaşına ulaşmanın sırrı sadece genlerde değil, aynı zamanda yemek tabaklarında gizli olabilir.
100 yaşına ulaşmanın sırrı sadece genlerde değil, aynı zamanda yemek tabaklarında gizli olabilir. Tufts Üniversitesi bünyesindeki Jean Mayer USDA İnsan Beslenme ve Yaşlanma Araştırma Merkezi (HNRCA) tarafından yürütülen yeni bir çalışma, asırlık çınarların çocuklarının, ebeveynlerinin olağanüstü uzun ömürlülüğünü destekleyen belirgin beslenme alışkanlıklarına sahip olduğunu ortaya koydu.
Araştırma sonuçları, uzun ömürlü ebeveynlere sahip bireylerin yaşam tarzı kalıplarına dair en net verilerden birini sunuyor. Genetik mirasın yanı sıra benzer çevresel etkileri de paylaşan bu grubun; balık, meyve ve sebze tüketiminin daha yüksek, şeker ve sodyum alımının ise daha düşük olduğu belirlendi. Bu beslenme düzeninin kalp, beyin ve metabolik sağlık üzerinde doğrudan olumlu etkileri olduğu biliniyor.
Söz konusu çalışma, dünyanın en kapsamlı asırlık bireyler araştırması olan "New England Centenarian Study" verilerine dayanıyor. 1995 yılında Boston Üniversitesi'nde Dr. Thomas Perls tarafından başlatılan bu dev araştırma, sağlıklı yaşlanma ve ekstrem uzun ömürlülük konularında temel bir referans kaynağı haline gelmiş durumda.
Bilim insanları, katılımcıların çoğunun 70'li yaşlarda olduğu 2005 yılından itibaren beslenme alışkanlıklarını takip etmeye başladı. 20 yıllık izleme sürecinin ardından, katılımcıların birçoğunun halen 90'lı yaşlarında sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürdüğü görüldü. Bu durum, beslenme ve yaşam tarzının uzun ömür üzerindeki etkilerini incelemek için nadir bir fırsat sundu.
Çalışmanın ortak yazarlarından, Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Paola Sebastiani, asırlık bireylerin çocuklarının grup olarak inme, demans, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık risklerinin anlamlı derecede daha düşük olduğunu vurguladı.
Genetik faktörlerin, kaza gibi biyolojik olmayan nedenler dışarıda tutulduğunda, yaşam süresindeki varyasyonların yaklaşık yüzde 50'sini etkilediği tahmin ediliyor. Ancak bu araştırma, kalıtsal biyolojinin beslenme alışkanlıklarıyla etkileşime girerek sağlıklı yaşlanma sürecini şekillendirdiğini kanıtlar nitelikte.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.