Waymo ile Soygun: Hırsız Kaçtı, Polis Altı Aydır İzini Süremiyor

San Francisco sokaklarında suç işlemek genelde tanıdık bir senaryodur; güvenlik kameraları, tanıklar ve belki biraz şansla yakalanan şüpheliler.
San Francisco sokaklarında suç işlemek genelde tanıdık bir senaryodur; güvenlik kameraları, tanıklar ve belki biraz şansla yakalanan şüpheliler. Ancak bu kez olay örgüsüne öyle bir detay girdi ki, polisler bile neye uğradığını şaşırdı. Bir hırsız, bir yoga stüdyosunu soyduktan sonra kaçış aracı olarak ne bir çalınmış otomobili ne de bir taksiyi seçti. Adam, kapısına kadar gelen sürücüsüz bir Waymo robotaksisine binip sessizce uzaklaştı.
Olay, Marina bölgesindeki Hot 8 Yoga stüdyosunda gerçekleşti. Güvenlik görüntüleri oldukça basit bir hırsızlığı gösteriyor: Şüpheli içeri giriyor, birkaç parça erkek şortu ve spor kıyafeti kapıyor ve dakikalar içinde dışarı çıkıyor. Kapıda onu bekleyen, direksiyonunda kimsenin olmadığı, sensörlerle donatılmış bir teknoloji harikası var. Hırsız koltuğa yerleşiyor ve araç, sanki sıradan bir yolcuyu taşıyormuş gibi onu olay yerinden uzaklaştırıyor.
İlk bakışta bu durum, polisin işini inanılmaz kolaylaştıracak bir hata gibi görünüyordu. Sonuçta karşımızda 29 tane kamerası olan, çevresini 360 derece izleyen ve her yolculuğu bir kullanıcı hesabına bağlayan yürüyen bir gözetleme kulesi var. Davaya bakan Dedektif Tim Faye, durumun başlangıçta oldukça basit olduğunu düşünüyordu. Bir Waymo'nun içinde iz sürmenin, eski usul bir kovalamacadan çok daha kolay olması gerekirdi.
Ancak teknoloji dünyasının "gizlilik" ve "veri politikaları" duvarı, adaletin önüne set çekti. Polis, yolculuk detaylarını ve araç içi görüntüleri almak için mahkeme kararıyla Waymo'ya gittiğinde, bekledikleri cevabı alamadılar. Hesap bilgileri bir çıkmaza girdi; çünkü bu tarz uygulamalar çalıntı kredi kartları veya geçici "burner" telefonlarla kolayca açtılabiliyor. Dijital ayak izi, gerçek bir kimliğe ulaşmadan silinip gitmişti.
Asıl hayal kırıklığı ise görüntülerde yaşandı. Polis Nisan ayında resmi taleplerini ilettiğinde, Waymo araç içi kayıtların çoktan silindiğini bildirdi. Dış kameralardan gelen görüntüler ise pek bir işe yaramadı. Şirketin gizlilik politikaları gereği, dışarıdaki insanların yüzleri otomatik olarak bulanıklaştırılmıştı. Yani polis, elindeki yüksek çözünürlüklü videolarda hırsızın sadece bulanık bir silüetini izlemekle yetindi.
Waymo, verileri ne kadar süre sakladığını açıklamadığı gibi, kolluk kuvvetlerinin taleplerini "yolcu gizliliğini korumak" adına daralttığını veya reddettiğini belirtiyor. Şirket ayrıca yüz tanıma veya biyometrik araçlar kullanmadıklarını savunuyor. Bu durum, teknoloji şirketlerinin kullanıcı gizliliği ile kamu güvenliği arasındaki o ince çizgide nasıl bir denge kurmaya çalıştığını, bazen de bu dengenin suçlulara nasıl konforlu bir kaçış alanı sağladığını gösteriyor.
Son yıllarda polisler, Tesla gibi bağlı araçları kanıt toplamak için sıkça kullanmaya başlamıştı. Hatta bazı vakalarda, içindeki kayıtların silinmemesi için araçlar doğrudan çekiciyle emniyete götürülüyordu. Fakat Waymo vakası, verinin sadece "var olmasının" yetmediğini, o veriye erişim kurallarının ve saklama sürelerinin asıl belirleyici olduğunu kanıtladı.
İşin trajikomik tarafı ise çalınan eşyaların değeri. Yoga stüdyosunun müdürü Farah Issa, olaya neredeyse gülerek bakıyor. Çalınanların sadece birkaç tane erkek şortu olduğunu söyleyen Issa, durumun bir krizden çok bir merak konusuna dönüştüğünü düşünüyor. Belki de tarihin en yüksek teknolojiyle gerçekleştirilmiş, ama getirisi en düşük soygunlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Olayın üzerinden altı ay geçmesine rağmen şüpheli hala aranıyor. San Francisco sokaklarında dolaşan bu otonom araçlar, şehre konfor ve yenilik getirse de, aynı zamanda hukuk sisteminin henüz çözemediği yeni boşluklar yaratıyor. Geleceğin suçları, belki de sadece yazılımların ve veri silme politikalarının gölgesinde gizlenecek.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.