Steroid Olimpiyatları: Bir Sirkten Kültürel Aynaya

Las Vegas'ın kavurucu sıcağında, bir kumarhane otoparkına kurulmuş 50 milyon dolarlık geçici bir arenada, insan doğasına dair tuhaf bir deney izledim.
Las Vegas'ın kavurucu sıcağında, bir kumarhane otoparkına kurulmuş 50 milyon dolarlık geçici bir arenada, insan doğasına dair tuhaf bir deney izledim. Etrafta dev ekranlar, kulak tırmalayan müzikler ve kaslarını sergilemek için can atan sporcular vardı. Ancak bu sahne, bildiğimiz spor organizasyonlarından çok farklıydı. Burası "Enhanced Games" yani Geliştirilmiş Oyunlar'dı. Kural basit ve sarsıcıydı: Performans artırıcı ilaç kullanmak yasak değil, teşvik edilen bir durumdu.
Testosteron, büyüme hormonları, EPO ve sayısız sentetik kokteyl... Bir zamanlar Olimpiyatların en büyük kabusu olan bu maddeler, burada sporcuların damarlarında özgürce dolaşıyordu. Organizatörler bunu "modası geçmiş spor normlarına meydan okumak" ve "insanlığın sınırlarını zorlamak" olarak pazarlıyordu. Ancak gerçekte gördüğüm şey, bilimsel bir ilerlemeden ziyade, Silikon Vadisi'nin biohacking tutkusuyla Amerikan kapitalizminin vahşi yanının birleştiği dev bir sirkten ibaretti.
Etkinlik alanı, bir yanda 100 metrelik koşu pisti, diğer yanda olimpik havuzla kompakt bir yapıdaydı. Arka planda Trump Hotel'in altın rengi cephesi yükselirken, dev ekranlarda "Flex Cam" ile sporcuların pazıları yakından gösteriliyordu. Yarışların arasında ise organizasyonun kendi markası olan "Stronger" ve "Longer" isimli takviye edici gıdaların reklamları dönüyordu. Anlaşılan o ki, bu oyunlar aslında sporun kendisinden çok, arkadaki ilaç ve peptid satışlarını artırmak için kurgulanmış devasa bir reklam kampanyasıydı.
İronik olan ise, "süper insan" yaratma iddiasıyla yola çıkan bu projenin sahada verdiği sonuçlardı. İlaç kullanmayan bazı sporcular, dopingle şişmiş rakiplerini kolayca geride bıraktı. Amerikalı sprinter Fred Kerley, dopingli rakiplerini toz duman ederek kazandığı yarıştan sonra mikrofonlara karşı oldukça alaycıydı: "Daha iyisini yapmaları lazım. Biraz daha fazla çalışmalı veya kullandıkları şeye biraz daha yüklenmeliler." Bu durum, sadece ilaçla kas yapmanın gerçek atletizmle yer değiştiremeyeceğinin en net kanıtıydı.
Oyunların perde arkasında ise tam bir kaos hakimdi. Projenin beyni olan Aron D’Souza, başlangıçta Peter Thiel gibi milyarderlerin desteğini alarak bu "aykırı" fikri hayata geçirmişti. Ancak D’Souza'nın kontrolsüz ve saldırgan tarzı, zamanla yatırımcıları rahatsız etmeye başladı. Şirket New York Borsası'na kote olup 1,2 milyar dolar değerlemeye ulaştığında, "daha ciddi" bir yönetim istendi ve D’Souza sessizce kapının önüne konuldu. Artık öncelik, spor rekorları kırmak değil, aylık abonelikle hormon ve peptid satan bir sağlık platformuna dönüşmekti.
Sporcuların motivasyonu ise çoğunlukla ideallerden ziyade cüzdanlarıyla ilgiliydi. Bulgar-Yunan yüzücü Kristian Gkolomeev, bir yılda on kariyerlik para kazanabileceği için bu riskli maceraya atılmıştı. Bazıları içinse bu durum, kariyerlerinin son şansıydı. İngiliz yüzücü Ben Proud, ilk enjeksiyonu yaptırdığı günü anlatırken yaşadığı duygusal karmaşadan bahsetti; artık bildiği "Ben Proud" olmadığını hissediyordu. Ancak ilaçların etkisiyle gelen enerji ve odaklanma, vicdan azabını hızla bastırmıştı.
Tabii her şey toz pembe değildi. "Geliştirilmiş" bedenlerin ağır bedelleri vardı. Bazı halterciler sakatlıklar nedeniyle yarıştan çekilirken, kadın sporcularda istenmeyen tüylenme, erkeklerde ise saç dökülmesi gibi yan etkiler konuşuluyordu. Hatta tıbbi komisyonun eski üyelerinden Dr. Sagner, piyasada satılan birçok peptidin aslında sadece tuzlu su olduğunu ve hiçbir işe yaramadığını itiraf ederek organizasyonun bilimsel temelini sarstı.
Las Vegas'ta şahit olduğum şey, sporun geleceği değildi. Aksine, günümüz dünyasının mükemmel bir özetiydi. Yaşlanmayı reddeden, bedeni bir yazılım gibi güncellenebilir gören ve her şeyi parayla satın alabileceğine inanan bir zihniyetin dışavurumu. İnsanlar artık sadece daha hızlı koşmak değil, biyolojik sınırlarını zorlayarak ölümsüzlüğe veya kusursuzluğa ulaşmak istiyor. Ancak bu hırs, beraberinde etik boşlukları ve sağlığını kumar masasına yatıran insanları getiriyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
İlgili Haberler
Dünyanın En Büyük Canlısının Ürpertici Sesleri Kaydedildi
2 hours ago
PepsiCo'dan Dev Adım: Doritos ve İçecekler Artık Sürücüsüz Kamyonlarla Geliyor
2 hours ago
Dünyanın En Büyük İncelemesi: Opioidler Çoğu Zaman İşe Yaramıyor
2 hours ago