Halk Sağlığı Uzarı Uyardı: Ebola ve Gelecekteki Salgın Tehdidi Kapıda

Dünyanın öbür ucunda, ulaşımı zor bir köyde ortaya çıkan bir virüs, sadece birkaç saatlik bir uçuş mesafesiyle sabah uyandığınızda sizin kapınızda olabilir. Epidemiyolog Dr. Ali S.
Dünyanın öbür ucunda, ulaşımı zor bir köyde ortaya çıkan bir virüs, sadece birkaç saatlik bir uçuş mesafesiyle sabah uyandığınızda sizin kapınızda olabilir. Epidemiyolog Dr. Ali S. Khan’ın uyarısı, aslında modern dünyanın en büyük paradoksunu özetliyor: Seyahat hızımız, virüslerin kuluçka süresini çoktan geçti. Artık hiçbir sınır, biyolojik bir tehdit karşısında gerçek bir kalkan görevi görmüyor.
Şu an Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda'da hızla yayılan Ebola salgını, bu korkutucu gerçeğin son örneği. Ancak bu seferki durum, bildiğimiz Ebola vakalarından farklı ve çok daha tehlikeli. Salgına neden olan Bundibugyo virüsü, ne yazık ki elimizde onaylanmış bir aşısı veya etkili bir ilacı olan Zaire türü gibi değil. Sağlık ekipleri şu an sadece "eski usul" yöntemlerle, yani sahada ter dökerek ve temaslıları tek tek takip ederek virüsü durdurmaya çalışıyor.
Peki, bu salgın neden bu kadar hızlı büyüdü? Dr. Khan'a göre cevap basit ama acı: Savaş, yoksulluk ve yanlış teşhis. Bölgedeki siyasi şiddet ve sağlık hizmetlerinin yokluğu, virüsün fark edilene kadar çoktan toplum içine sızmasına neden oldu. Üstelik kullanılan ilk test kitleri sadece Zaire türünü arıyordu. Bundibugyo virüsü, testleri kandırıp "sıradan bir tropikal ateş" maskesiyle haftalarca yayılma fırsatı buldu. Sağlık çalışanları ölmeye başladığında ise artık iş işten geçmişti.
Salgının kontrol altına alınması için üç temel kural var: Vakaları hızla izole etmek, temaslıları insani koşullarda karantinaya almak ve ölü gömme işlemlerini güvenli hale getirmek. Ancak burada karşımıza teknik değil, psikolojik bir duvar çıkıyor: Güvensizlik. Bölge halkı, yıllardır sıtma gibi önlenebilir hastalıklardan ölürken kimsenin yardıma gelmediğini, ancak "Batı'yı korkutan egzotik bir virüs" çıktığında milyonlarca doların ve binlerce uzmanın kapılarına dayandığını görüyor. Bu durum, yerel halkın uluslararası ekiplere şüpheyle bakmasına yol açıyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise küresel siyasetin hataları var. Özellikle ABD'nin USAID gibi kritik lojistik destek sağlayan kurumlarındaki kesintiler ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile olan gerilimli ilişkileri, sahadaki koordinasyonu zayıflattı. Küresel sağlık güvenliği, aslında yerel sağlık güvenliğidir. Bir ülkenin kendi bütçesini kısmak için uluslararası yardımları azaltması, aslında kendi vatandaşını gelecekteki bir pandemiye karşı savunmasız bırakması anlamına geliyor.
Geleceğe baktığımızda tablo daha da karamsar. İnsanların vahşi doğaya daha fazla müdahale etmesi, iklim değişikliğiyle birlikte taşıyıcı canlıların (sivrisinek, kene, kemirgen) yeni bölgelere göç etmesi, yeni salgınların kapısını ardına kadar açıyor. Artık sadece Afrika veya Asya'yı izlemek yetmez; bir sonraki kıvılcım herhangi bir metropolde çakabilir.
Çözüm için ise Dr. Khan, mRNA teknolojisinin "şeytanlaştırılmasını" bırakmamız gerektiğini savunuyor. COVID-19 döneminde gördüğümüz üzere, mRNA teknolojisi bir aşının geliştirilme süresini aylar seviyesine indirebiliyor. Geleneksel yöntemlerle aşı beklemek, yangına itfaiye gelene kadar evin yanmasını izlemek gibi. Eğer yeni teknolojileri kucaklamazsak, her yeni patojen karşısında yine aynı çaresizlikle bekleyeceğiz.
Sonuçta, sınırları kapatmak veya limanları mühürlemek artık işe yaramıyor. Virüs, siz karar verene kadar çoktan uçağa binmiş ve yan koltuğunuza yerleşmiş oluyor. Dünyanın bir yerindeki hastalık, yarın sabah herkesin hastalığına dönüşebilir; tek fark, bunu fark ettiğinizde çok geç kalmış olmanız.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.