Dünya Barajlarının Yarısı 2060'a Kadar Dolabilir

Mustafa Yakupoğlu
Mustafa Yakupoğlu
09 Jun 2026, 06:01 0 görüntülenme 3 dk okuma Bilim
Paylaş:
Dünya Barajlarının Yarısı 2060'a Kadar Dolabilir

Dünyanın can damarları olan barajlar, sessiz ve derinden ilerleyen bir krizle karşı karşıya.

Dünyanın can damarları olan barajlar, sessiz ve derinden ilerleyen bir krizle karşı karşıya. Suyun akışını durdurup bize enerji ve yaşam alanı sağladığımız o devasa beton yapılar, aslında kendi sonlarını hazırlayan bir tuzağa dönüşüyor. Nehirlerin taşıdığı kum, mil ve çakıl, baraj duvarlarına çarptığında gidecek yer bulamayıp tabana çöküyor. Sonuç? Suyun yerini yavaş yavaş çamurun aldığı, nefes alamayan göletler.

Çin Bilimler Akademisi'nden Kai Liu ve ekibi, yarım milyondan fazla rezervuarı uydular ve yapay zeka yardımıyla incelediğinde ortaya çıkan tablo oldukça ürkütücü. 2060 yılına geldiğimizde, dünyadaki tatlı su rezervlerinin yarısından fazlasının "işlevsel olarak ölmüş" olacağı öngörülüyor. Bir barajın kapasitesinin yarısından fazlası tortuyla dolduğunda, artık o yapıya sadece beton bir yığın gözüyle bakmak gerekiyor; çünkü su tutma kapasitesi kritik seviyeye inmiş oluyor.

Rakamlar, durumun ciddiyetini daha net anlatıyor. Her yıl yaklaşık 36 kübik kilometre su kapasitesi, çökelen tortular yüzünden yok olup gidiyor. Bu miktar, dünyanın en büyük barajlarından biri olan Üç Boğaz Barajı'nın toplam hacmine denk. Yani her yıl, devasa bir baraj kadar depolama alanını toprağa kaptırıyoruz. Her on yılda bir, küresel tatlı su depolama kapasitemizin yüzde 7'sini kaybediyoruz.

Bu durum sadece teknik bir sorun değil, doğrudan bir hayatta kalma meselesi. Yaklaşık 2 milyar insanın su kaynağı ve dünyadaki sulama alanlarının dörtte biri bu tehlikeyle karşı karşıya. Özellikle kurak bölgelerde durum çok daha vahim. Namibya'da barajların yüzde 99'u, Batı Avustralya kıyılarında ise yüzde 96'sı bu tehlikeli eşiğin kıyısında geziyor. İspanya ve Avustralya, bu krizin merkez üsleri haline gelmiş durumda.

Western Sydney Üniversitesi'nden Ian Wright, bu süreci "yavaşça yayılan bir kansere" benzetiyor. Barajların kapasitesini içeriden kemiren bu sorun, iklim değişikliğiyle birlikte daha da hız kazanıyor. Artan düzensiz yağışlar, toprağı daha fazla aşındırıp nehirlerle birlikte barajların içine daha fazla tortu taşıyor. Nüfus artarken, elimizdeki su kaplarının küçülmesi matematiksel olarak felakete davetiye çıkarmak demek.

Peki, bu gidişatı durdurmanın bir yolu var mı? Çözüm sadece beton dökmekle veya dev makinelerle çamur temizlemekle mümkün değil. Uzmanlar, nehirlerin yukarısında ağaçlandırma yapmanın ve toprağı sabitlemenin şart olduğunu söylüyor. Doğayı korumak, barajların ömrünü uzatmanın en ucuz ve etkili yolu. Ancak iş işten geçtiğinde devreye girecek olan tarama işlemleri ve bypass tünelleri gibi mühendislik çözümlerinin maliyeti, dudak uçuklatan bir rakama, yaklaşık 100 milyar dolara ulaşıyor.

Doğanın akışını değiştirdiğimizde, doğanın da bize bir cevap verdiğini görmeye başladık. Nehirlerin taşıdığı tortuyu hapsettiğimizde, sadece barajlarımızı doldurmakla kalmıyoruz, aynı zamanda nehrin aşağısındaki ekosistemleri de besinsiz bırakıyoruz. Kendi konforumuz için inşa ettiğimiz bu dev yapılar, şimdi bizi susuz bırakma riski taşıyan birer zaman ayarlı bombaya dönüşmüş durumda.

#barajlar #su krizi #iklim değişikliği #çevre #sürdürülebilirlik
Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın.

İlgili Haberler

Kart Olarak Paylaş

Kart hazırlanıyor...

Kart görseli oluşturulamadı.
Sayfayı yenileyip tekrar deneyin.

Sosyal medyada paylaş:

ESC veya arka plan ile kapat
Son Dakika

Pikselans Haber Tüm Haberler