Bosch'tan Kaza Riskini Azaltacak Bulut Tabanlı Motosiklet Haberleşme Sistemi

Admin
06 Jun 2026, 18:39 3 görüntülenme 5 dk okuma Otomotiv
Paylaş:
Bosch'tan Kaza Riskini Azaltacak Bulut Tabanlı Motosiklet Haberleşme Sistemi

Bosch'un motosiklet geliştirme biriminin başındaki isim Geoff Liersch, gelecekte motosikletlerin bulut tabanlı yazılımlar aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurabileceğini ve bu teknolojinin kaza oranlarını ciddi şekilde azaltırken sürücülerin tepki sürelerini hızlandıracağını açıkladı.

Bosch'un motosiklet geliştirme biriminin başındaki isim Geoff Liersch, gelecekte motosikletlerin bulut tabanlı yazılımlar aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurabileceğini ve bu teknolojinin kaza oranlarını ciddi şekilde azaltırken sürücülerin tepki sürelerini hızlandıracağını açıkladı. Milano'da düzenlenen EICMA fuarı sırasında MCN ile bir araya gelen Liersch, Bosch'un motosiklet dünyasındaki 30 yıllık ABS serüvenini ve şirketin güvenlik teknolojilerinde katettiği devasa yolu değerlendirdi. Bosch, ilk ABS sistemini 1995 yılında Kawasaki GPZ1100 modeliyle piyasaya sürerek bu alanda bir öncü olmuştu.

Şirket, 2024 yılı sonlarında tanıttığı yeni radar güdümlü destek sistemiyle teknoloji çıtasını daha da yukarı taşıdı. Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri (ARAS) olarak bilinen bu teknolojinin ikinci nesli; bir aracın arkasında motosikleti tamamen durdurabilme, kaza riskini önlemek için ek fren basıncı uygulama, diğer yol kullanıcılarını çok yaklaştıkları konusunda uyarma ve önündeki araç hareket ettiğinde otomatik olarak kalkış yapma gibi gelişmiş yeteneklere sahip. Bu sistem, ilk kez 2026 model KTM 1390 Super Adventure S Evo üzerinde seri üretim olarak karşımıza çıkacak.

KTM'nin amiral gemisi V-twin adventure serisinin en son evrimi olan 1390 Super Adventure S Evo, aynı zamanda yarı otomatik 'AMT' şanzımanla da donatılmış durumda. Aslında 2024'teki duyurunun ardından kısa sürede piyasaya çıkması beklenen model, KTM bünyesindeki radikal yeniden yapılanma süreci ve Hindistan merkezli Bajaj Auto'nun kontrol hissesini artırması nedeniyle üretimde önemli gecikmeler yaşadı. Ancak şimdi piyasaya sürülen bu modelin, Honda, Yamaha ve BMW gibi devlerin yarı otomatik vites sistemlerine yöneldiği bir dönemde, benzer sistemleri benimseyen premium makinelerin öncüsü olması bekleniyor.

Bosch, bu yüksek teknolojili güvenlik sistemlerinin zamanla sadece lüks modellerde kalmayıp, piyasanın daha ekonomik segmentlerine de yayılmasını hedefliyor. Geoff Liersch, özellikle Tayvan gibi motosiklet kullanımının çok yoğun olduğu ülkelerde, büyük scooter segmentinin bu teknolojiden ciddi fayda sağlayabileceğini belirtiyor. Liersch, özellikle şehir içi trafikte araçların sürekli dur-kalk yaptığı stresli anlarda, sistemin bu süreci otomatik olarak yönetmesinin sürücüler için büyük bir konfor ve kolaylık sağlayacağını vurguluyor.

Mevcut radar teknolojilerinin ötesinde Liersch, bulut tabanlı bir iletişim ağının hayata geçirilmesiyle motosikletlerin yol yüzeyindeki değişiklikler, hava durumu koşulları ve potansiyel tehlikeler hakkında birbirlerini uyarabileceği bir gelecek öngörüyor. Bu sistem, otomobillerdeki Waze uygulamasına benzer bir mantıkla çalışacak; ancak farkı, bilgilerin manuel girişlerle değil, motosiklet üzerindeki veri noktaları aracılığıyla otomatik olarak toplanması olacak. Böylece arkadan gelen sürücüler, henüz tehlike bölgesine ulaşmadan sesli uyarılar alabilecekler.

Liersch, bu sistemin nasıl çalışacağını bir örnekle açıklıyor: "Virajlı bir yolda, yolun ortasında bir çukur olduğunu düşünün. Bu çukura giren ilk motosikletin süspansiyon verileri üzerinden çukurun konumu otomatik olarak tespit edilecek ve veri tabanına kaydedilecek. Ardından gelen diğer sürücülere 'dikkat, önünüzdeki virajda bir çukur var' şeklinde bir uyarı gönderilecek. Bu basit ama motosiklet sürüşü için hayati önem taşıyan bir fonksiyon." Mevcut ARAS sistemi halihazırda Motor Kontrol Ünitesi (ECU), Atalet Ölçüm Birimi (IMU) ve stabilite kontrol sistemiyle sürekli iletişim halinde çalışarak motosikletin durumunu anlık olarak analiz edebiliyor.

Teknolojik altyapının şu an hazır ve oldukça verimli çalıştığını belirten Geoff Liersch, tek engelin maliyetler olduğunu ve sistemin geniş kitlelere ulaşabilmesi için maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, bu iletişim ağının grup sürüşlerini de daha güvenli hale getireceğini öngörüyor. Bosch, halihazırda adaptif hız sabitleyicinin bir parçası olarak, konvoydaki en yakın motosikletle olan mesafeyi ölçen ve boşlukları önlemek için hızı ayarlayan 'Grup Sürüş Yardımı' fonksiyonunu geliştirmiş durumda.

Gelecekteki vizyonunda ise araçlar arası doğrudan iletişimin (V2V) yer aldığını söyleyen Liersch, bulut sistemine ihtiyaç duymadan motosikletlerin birbirine doğrudan bilgi aktarabileceği bir yapıdan bahsetti. "Eğer motosikletler birbirine bağlı olursa, fren yapmadan hemen önce arkadaki motosiklete 'şimdi fren yapıyoruz' bilgisini iletebilirim. Bu durumda tepki süresi sıfıra iner, takip mesafeleri güvenle kısaltılabilir ve çevredeki araçlardan gelen ek verilerle genel sürüş güvenliği maksimize edilir," dedi. Ancak Liersch, bu doğrudan bağlantı sisteminin hayata geçmesinin biraz daha zaman alacağını, çünkü bu teknolojinin binek otomobillerde de yaygınlaşması gerektiğini ekledi.

#Bosch #motosiklet güvenliği #bulut tabanlı sistemler #akıllı sürüş #trafik güvenliği
Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın.

İlgili Haberler

Kart Olarak Paylaş

Kart hazırlanıyor...

Kart görseli oluşturulamadı.
Sayfayı yenileyip tekrar deneyin.

Sosyal medyada paylaş:

ESC veya arka plan ile kapat
Son Dakika

Pikselans Haber Tüm Haberler