Antik Sincap Dışkıları İncelendi: Bilim İnsanlarını Şaşırtan Keşif!

Bir paleontolog için hayallerdeki keşif genellikle devasa bir dinozor kemiği ya da buzların arasında kalmış bozulmamış bir mamut dişidir.
Bir paleontolog için hayallerdeki keşif genellikle devasa bir dinozor kemiği ya da buzların arasında kalmış bozulmamış bir mamut dişidir. Ancak Kanada'nın Yukon bölgesindeki dondurucu topraklarda çalışan bir grup bilim insanı, tarihin tozlu sayfalarını açmak için çok daha... alışılmadık bir kaynağa yöneldi: Sincap dışkıları.
Kulağa pek iştah açıcı gelmese de, donmuş sincap dışkıları aslında doğanın kendi kendine oluşturduğu muazzam birer arşiv gibi çalışmış. McMaster Üniversitesi'nden Tyler Murchie ve ekibi, yer altındaki mühürlü yuvalarda 3 bin yıl öncesinden başlayıp tam 700 bin yıl geriye giden genetik izlere rastladı. Bu, dünyanın geçmişine dair elimizdeki en detaylı ve nadir kayıtların başında geliyor.
Araştırmacıların asıl niyeti sincapların bağırsak florisini, yani mikrobiyomlarını incelemekti. Fakat laboratuvar sonuçları geldiğinde karşılarında sadece sincap verileri yoktu. Bu küçük hayvanların dışkıları; yünlü mamutlar, kurtlar, bizonlar, atlar ve hatta bir çitanın DNA'sını saklayan biyolojik birer kapsüle dönüşmüştü. Yüzlerce farklı bitki türünün izi de aynı şekilde bu donmuş atıklarda gün yüzüne çıktı.
Peki, bir sincap nasıl olur da binlerce yıllık bir kütüphaneci gibi davranır? Cevap, Arktik yer sincaplarının hayatta kalma stratejilerinde gizli. Bu canlılar yılın sekiz ayını derin bir uykuda, kış uykusunda geçiriyorlar. Sadece dört aylık bir uyanıklık süreleri var ve bu kısa zaman diliminde önlerine gelen her şeyi; tohumları, yaprakları, kemikleri ve tüyleri yuvalarına doldurup mideye indiriyorlar. Yani aslında çevrelerindeki ekosistemin küçük bir örneğini toplayıp yuvalarına taşıyorlar.
Zamanla yükselen permafrost (donmuş toprak) tabakası, bu yuvaların girişlerini tamamen kapatarak onları dış dünyadan izole etti. Hava ve nemle teması kesilen bu alanlar, genetik materyallerin bozulmadan kalmasını sağlayan mükemmel birer dondurucuya dönüştü. Murchie, kazılar sırasında sadece dışkılara değil, bir mevsim uykusuna yatıp bir daha asla uyanamamış, zamanın içinde donup kalmış "çok şirin" bir sincaba da rastladıklarını anlatıyor.
Ekip, elde ettikleri bu parçalı DNA verilerini bilgisayar ortamında bir yapboz gibi birleştirerek 18 farklı mitokondriyal genom yeniden oluşturdu. Bunların arasında farklı dönemlerde yaşamış altı farklı yünlü mamuta ait genetik haritalar vardı. Bu durum, özellikle nesli tükenmiş türleri geri getirmeye çalışan teknoloji şirketleri için altın değerinde bir bilgi kaynağı.
Örneğin, Colossal adlı ABD merkezli şirket, yünlü mamutları yeniden dünyaya getirme iddiasında. Ancak bilim dünyası bu konuda temkinli. Birçok uzman, ortaya çıkacak olan canlının gerçek bir mamuttan ziyade, mamut özelliklerine sahip genetiği değiştirilmiş bir Asya fili olacağını savunuyor. Murchie, buldukları verileri kamuya açık hale getireceklerini, böylece bu tür projelerin faydalanabileceğini söylese de, mevcut veri havuzunun büyüklüğü karşısında kendi keşiflerinin "denizde bir damla" olduğunu mütevazı bir şekilde ekliyor.
Şimdi ekip, bu genetik verilerin mamutların evrimi hakkında neler söylediğini analiz ettikleri yeni bir çalışma üzerinde yoğunlaştı. Detayları henüz paylaşmasa da Murchie, sürecin oldukça heyecan verici olduğunu belirtiyor. Bilimin bazen en büyük sırları, en beklenmedik ve en "kirli" yerlerde sakladığının kanıtı olan bu çalışma, doğanın ne kadar şaşırtıcı bir kayıt sistemi olduğunu bir kez daha gösterdi.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
İlgili Haberler
Hint Okyanusu'nda Dev Keşif: 5 Milyon Yıllık Balina Mezarlığı Bulundu
1 hour ago
Amaterasu Parçacığının Gizemi Çözüldü mü?
1 hour ago
Ultra İşlenmiş Gıdalar Sağlıklı Beslenmenize Rağmen Odaklanmanızı Engelleyebilir
1 hour ago